Semih Akça

   

HAYATIN GETİRDİKLERİ

 

            Fotoğrafın sanat olup olmadığı yönündeki tartışmalar beni hiç ilgilendirmedi. Hiçbir zaman bir sanat yapayım ya da sanatçı olayım fikriyle de fotoğraf çekmeye başlamadım. Gençlik yıllarında  sahip olduğum şimdiki şartlara göre teknik kapasiteleri daha kısıtlı fotoğraf makineleri ile önemli günleri daha sonra hatırlamak amacıyla fotoğraf çekme hevesim hafıza kartlarının gelişmesiyle beni daha da heveslendirdi.

            Özellikle yurtdışı gezilerinden binlerce kare ile dönüyordum. Birlikte geziye katıldığımız kişilerden ise ‘’fotoğraf çekmekten gezilen yerleri tam yaşayıp göremiyorsun’’ diye eleştiriler alıyordum. Gerçekten de fotoğraf çekmekten bir çok anı da kaçırıyordum. Bu yöndeki eleştiriler haklı olabilir düşüncesiyle daha sonra katıldığım bir kaç geziye fotoğraf makinemi götürmedim. Bu gezilerden pek zevk almamıştım. Demek ki fotoğraf çekmek beni mutlu ediyordu. İnsanın mutlu olduğu bir hobi ile uğraşmaktan daha güzel ne olabilirdi. Bu güzelliği yaşamak için aldığım temel fotoğraf eğitimi ve çeşitli atölye çalışmalarından sonra birden kendimi fotoğraf dernek faaliyetleri ve fotoğraf grupları içerisinde buldum. İyi ki de bulmuşum. Gördüm ki fotoğraf çekme hobisi ile uğraşan kişiler hayata daha pozitif bakıyor, yeryüzünün güzelliklerinin ve keşfedilmeyenlerinin peşinde koşuyor, hayatı paylaşmaktan zevk alıyorlardı. Bende takıldım peşlerine. Birçok gruplarla fotoğraf gezilerine katıldım. Görmediğim bir çok yöreyi görme şansına kavuştum. Asıl önemlisi değişik şehirlerde bir çok dost kazandım. Bu kazanımlar sayesinde fotoğraf çekmeyi daha da sever hale geldim. Fotoğraf çekmenin tekniklerini öğrenmeye başlayınca kendi çektiklerimin daha iyisini çekme arzusu uyandı bende.

            Geçen yıl bir hafta sonu Pınarhisar'ın Poyralı Köyüne birkaç fotoğraf dostumla gitmiştim. Eve gelip fotoğrafları incelediğimde eksik yönlerimi görüp bu hataları nasıl yaptım diye kendime kızmıştım  ama kafamda daha doğru fotoğrafı çekme duygusu da uyanmıştı. Ertesi hafta gece saat 02:00 sıralarında usulca yataktan kalkıp arabamla Poyralı'ya doğru yola koyuldum. Bardaktan boşanırcasına yağan yağmur yol süresince devam etti ama hiç de pişmanlık duymuyordum. Eşim sabah kalktığında ekmek almaya gittiğimi zannedip bir müddet beklemiş , sonra da beni telefonla aradı. Poyralı'da olduğumu söylediğimde en çok merak ettiğim tepkisiydi. ‘’Bu sefer doğru dürüst çekimlerini yaparsan  her hafta Poyralı'ya taşınmaktan kurtulursun’’ demesi beni rahatlatmıştı. Desteklendiğimi hissetmiştim.

            Zaman zaman fotoğraf makinemi alıp biryerlere yalnız gittiğim de oluyor. Bazen güzel bir kare aramak, bazen bir avcı gibi pusuda beklemek, bazen de sakin bir ortamda kendimi dinlemek büyük şehrin olumsuz stresini atmama yardımcı oluyor. Keşke önceden taşrada çalışırken fotoğraf  çekme hobisi ile tanışsaymışım diye hayıflandığım anlarda oluyor.

            Önceki yıllarda şiire de ilgi duyduğum zamanlar olmuştu ama çoğu yaşanan olaylar sonrasında ki duyguların yansıması biçimindeydi. Kışın küçük bir kasabanın deresinde balık avlamaya çalışan bir balıkçının soğuktan donup ölmesi soruşturması nedeniyle. olay yerine gittiğimde, lapa lapa yağan karda ölen şahsın cesedi başında gözü yaşlı küçük oğlunun olduğunu gördüğümde, çok etkilenmiş ve eve gittiğimde " Kar Tanesi " isimli şiirimi yazmıştım.

 

                                   Fakir balıkçının çaydanlığındaydı,

                                   Buhar oldu tertemiz, çıktı göklere,

                                   Günlerce dolaşıp baktı,

                                   Acımasızların bulunduğu yeryüzüne.

 

                                   Bıkmıştı yorulmuştu, üşümüştü, donmuştu,

                                   Küçük çocuğun balıkçı babası da soğuktan donmuştu,

                                   Yetim çocuğun gözleri doldu,

                                   Gözyaşları arasına tertemiz bir kar kondu.

 

                                   O kar ona yıllarca uğur getirdi,

                                   Yetim çocuk artık fakir değildi,

            Yine bir köy düğününde, av tüfeği saçması ile yaralanıp bir gözü kör olan şahsın, soruşturması akabinde de " Rastgele Aheste Aheste " adlı şiirimi kaleme almıştım.

 

 

                                   Askerden dönmüştü, avcı Osman,

                                   Doğruca avcı arkadaşlarına koştu,

                                   Avların hayali pek hoştu,

                                   Yüreği de heyecandan coştu.

                                   Sabahın seher vaktinde,

                                   Yüce bir dağın eteğinde,

                                   Ellerinde tüfekleriyle,

                                   Rastgele, ya nasip sesleriyle,

                                   Yayıldılar dağlara,

                                   Acımadıkları yaşlı, yaslı doğaya,

                                   Birden bir keklik uçtu,

                                   Osman'ın menzilinden korktu,

                                   Son bir hamle ile tozuttu,

                                   Ancak bir gözü artık yoktu,

                                   Aylar ayları kovaladı,

                                   Osman yarini yakaladı,

                                   Haftaya düğünü vardı,

                                   İçini düğün heyecanı sardı,

                                   Davullar, zurnalar, halaylar çekildi,

                                   Adetten havaya ateşler edildi,

                                   Kör bir kurşun kör etmişti Osman'ı,

                                   Kurşun körmüydü,

                                   Yoksa kekliğinmiydi ahı.

 

                       

            Şiir olsun, fotoğraf olsun insanın sevdiği bir hobi ile uğraşması hayatı daha da anlamlaştırıyor. Hele ki uğraştığınız hobide; değişik yerleri görme, değişik dostlar kazanma, paylaşma, beğenilme, iç huzuru bulma gibi öğeler varsa dünyalar sizin oluyor. Benim gibi dünyaları olan tüm sanatsever dostlarımı saygı ve sevgi ile selamlıyorum.                        

 

 

                                                                                                    Semih AKÇA

                                                                                                 Cumhuriyet Savcısı

 

United Kingdom best online bookies